TÜMİAD
   Mısır Basını
   Mısır Büyükelçiliği
   Kahire Büyükelçiliği
   Mısır'da Oteller
   Mısır'da Şirket Kurma
   Mısır Vizesi
   Mısır'ın Tarihi
   Önemli Telefonlar
     Haber Detayları / Ana Sayfa
 Mısır Büyükelçisi: Türkiye ikinci vatanım çalışanlar ailem...


İki buçuk yıldır ülkemizde Mısır büyükelçisi olarak görev yapan Alaaddin El Hadidi'nin babası da 25 yıl önce aynı görevi yapmış Türkiye'de.

Üstelik oğul Hadidi, babasının sekreteri, kahyası, garsonu, şoförü ve teknisyeni ile birlikte çalışmış. Güzel anılarla ve sevgiyle Türkiye'den ayrılan Hadidi, Moskova'da Türkiye'yi anlatmaya devam edeceğini belirterek, "Onlara 'Türkiye'yi mutlaka ziyaret etmelisiniz' diyeceğim." diye konuşuyor.

Ali Shewki el Hadidi, 1985-1987 yılları arasında Mısır'ın Türkiye büyükelçiliği görevini üstlenir. Görevi tedavi amacıyla gittiği İngiltere'de vefat edince sonlanır. O yıllarda doktora öğrencisi olan oğlu Alaaddin, babasını ziyaret için geldiği Türkiye'ye hayran olur. Diplomatlık gibi bir hayali olmayan genç Hadidi, 25 yıl sonra Mısır büyükelçisi olarak Türkiye'ye atanır. Onu bekleyen bir de sürpriz vardır; babasının sekreteri, kahyası, garsonu, şoförü ve teknisyeni hâlâ elçilikte çalışmaktadır. Gençken tanıştığı ve aile bireyi gibi gördüğü çalışanlarıyla 2,5 yıl geçiren Hadidi, önümüzdeki hafta Moskova'da başlayacak büyükelçilik mesaisine hazırlanıyor. Hadidi için bu, kolay olmayacak. Çünkü 'ikinci vatanım' dediği Türkiye'den ayrılıyor. Zira üzüntüsünü, şu sözleri anlatmaya yetiyor: "Türkiye'nin benim için manevi anlamı var. Sevdiğim arkadaşlarımdan, ailem gibi gördüğüm çalışanlarımdan ayrılacağım." Hadidi ile Türkiye'den ayrılmadan önce babasıyla ilgili anılarını ve Türkiye'de geçirdiği yılları konuştuk.

Alaaddin el Hadidi, babası büyükelçiyken 29 yaşındaymış. 1986 yazını Türkiye'de geçirmiş. Babasıyla Türkiye tarihi, ekonomisi ve politika üzerine sohbetler yaparmış. O vefat ettikten sonra da bu merakını devam ettirmiş. "Gazetelerde önce Mısır, ikinci olarak da Türkiye haberlerini okuyordum." diyor. Mısır büyükelçiliğinde koltuk boşalınca hemen dışişleri bakanına Türkiye'de çalışmak istediğini iletmiş. Bakan, onun bu isteğine hiç şaşırmamış: "Bakanımız da Türkiye sevgimi biliyordu, çünkü ofisimin dört bir yanında resimler, buraya ait eşyalar vardı."
25 yıl önce geldiği Türkiye ile bugünkü arasındaki farkı soruyoruz. Büyükelçi, Türkiye'nin çok büyük bir gelişme gösterdiğini vurgulayarak, "Tunalı Hilmi Caddesi'nde sadece bir mağaza vardı, bir tek alışveriş mağazası, park ve bahçe yoktu." diye konuşuyor. Ankara'da, işten artakalan vakitlerinde Kuğulu Park'ta yürüyüş yapmaktan keyif aldığını söylüyor. Büyükelçi'nin Türkiye'ye gelen misafirlerini götürdüğü yerlerin başında ise Kuğulu Park, Samanpazarı ve Beypazarı geliyor. Babasıyla bir ortak yönünü anlatmadan da geçmiyor: "O da parkta yürümeyi çok severdi, her gün yarım saatliğine de olsa yürürdü." Pek çok yabancı gibi Hadidi de Türk yemeklerinin hayranı. Mısır Büyükelçisi'nin en sevdiği yemek ise İskender kebapmış. Türk kahvesini de sevdiğini belirten Hadidi, hediye olarak dağıtmak üzere bolca fincan seti aldığını anlatıyor.

2,5 yıllık görevi boyunca pek çok anısı olmuş Hadidi'nin. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in geçen yıl iki kez Türkiye'ye gelmesi, en mutlu günleriymiş. Türk personeli ile aile gibi olduklarını hatırlatan Büyükelçi, onlarla geçirdiği günleri de unutamıyor. Hadidi, "Hepsi ile abi kardeş, baba oğul gibiyiz. Ailelerini tanıyorum, evlerine giderim. Her konuda fikirlerini alırım. Onlarla Türkiye hakkında konuşurum." diyor.
Mısır'daki Türk okulları beni mutlu ediyor.

Bir diplomat olarak Türkiye'de olup bitenleri yakından takip ettiğini vurgulayan Hadidi, Ergenekon ve darbe planları ile ilgili de şunları söylüyor: "Pek çok ülke, demokrasi için benzer sorunlarla mücadele etti. Biz de terörle mücadele etmeye çalışıyoruz. Türkiye'nin iyiye gideceğini düşünüyorum. Çünkü 10 yıl öncesine göre büyük fark var. Geleceğinizden umutluyum." Türkiye'nin eğitim modelini araştırdıklarını ve özellikle üniversite eğitim sistemini örnek alacaklarını dile getiren Büyükelçi, Mısır'da açılan Tür okullarının da kendisini çok sevindirdiğini ve ilişkileri güçlendirdiğini ifade ediyor. 'Türkiye'de en çok neyi özleyeceksiniz?' diye sorduğumuz Büyükelçi'nin cevabı "insanları" oluyor. Gerekçesini ise şöyle açıklıyor: "Türk insanı çok sıcakkanlı ve sevecen. Beni akrabaları gibi gördüler. Son derece güzel bir misafirperverlik gösterdiler. Baba El Hadidi 25 yıl önce elçilik çalışanlarıyla. Aynı kişiler oğul Hadidi ile de birlikte çalıştı.
Dimyat'tan Hadidi soyadlı aşiret ziyarete geldi, şaşırdık
Onur Turan/Kahya: 45 yıldır kahya olarak çalışıyorum. Büyükelçilerle en uzun zamanı ben geçiriyorum. Ali Shewki el Hadidi ile her gün saat 15.00'ten sonra yürüyüşe çıkıyorduk. Her cuma günü mağazaya gidip 2 kravat kendisine, bir kravat bana alırdı, her ay da kızı ve oğluna gümüş alıyordu. Büyükelçimiz, babasının kendisine aldığı gümüşleri hâlâ saklıyor, bazılarını Türkiye'ye bile getirdi. Babası hastalanıp 45 gün GATA'da tedavi görünce yanından ayrılmadım. Tedavi için Amerika'ya giderken bana sarılıp ağladı, "Ben dönmeyebilirim, kızıma ve oğluma aldığım hediyeleri sen dağıt." dedi. Geçtiğimiz ay Dimyat'tan soyadı Hadidi olan bir aşiret 3-4 otobüsle ziyarete geldiler, büyükelçimiz çok şaşırdı.
***

Oğlu da babası gibi ön koltukta oturmayı sever

Suha Turol/Şoför: 27 yıldır Mısır Büyükelçiliği'nde çalışıyorum. Büyükelçimizin babasının da şoförüydüm. Baba-oğlun ortak noktası arabada ön koltukta oturmayı sevmeleri. Geçenlerde büyükelçim 'Suha benden başka önde oturmayı seven büyükelçi var mıydı?' diye sordu. "Evet vardı, babanız." dedim. Çok şaşırdı, "Babamın bu özelliğini ben bile bilmiyordum." dedi. Büyükelçi, bizleri ailesinden biri olarak görüyor, ağabey kardeş gibiyiz kendisiyle. Maç izlemeyi sevmez ama milli maçları izler, Türkiye yenince gelip tebrik eder. Arabasında Ümmü Gülsüm'ün CD'lerini dinler, Türk sanatçılardan Zeki Müren ve Emel Sayın'ı biliyor. Babasını da çok seviyorduk, ölümü bizleri çok üzmüştü, ben hâlâ ölüm ilanlarını bile saklıyorum.
***

Büyükelçimizin kıyafetlerini saklıyorum

Mehmet Turan/Garson: 34 yıldır büyükelçilikte garson olarak hizmet veriyorum. İnsan, bu baba-oğul ile çalışırken hiç yorulmuyor, 48 saat aralıksız çalışsam yorulmam, çünkü her ikisi de insana değer veriyor, saygı gösteriyor. Onlara hizmet ederken mutlu oluyorsunuz. Zaman geliyor, büyükelçi çayını kendi alıyor, hatta bana 'çay ister misin?' diye soruyor. Büyükelçimizin babasını da çok seviyordum, resimlerini hâlâ albümümde saklıyorum. Her çalışanına olduğu gibi bana da kravat hediye almıştı, onun ve büyükelçimizin kıyafetlerinden bazıları dolabımda duruyor, büyükelçimizi özlediğimde açıp onlara bakıyorum.

Bütün personelin doğum gününü bilir

Candar Dener/Teknisyen: 29 senedir büyükelçiliğin, telefon, elektrik, marangozluk gibi her türlü teknik işlerini ben yapıyorum. Baba-oğul insancıl özellikleriyle birbirinin aynı. 'Armut dibine düşer' derler ya öyle. Her ikisi de personeliyle ilgili tüm bilgileri bilir, bizi ailesinden ayırmaz. Personelin doğum gününü bilir, parti düzenler, hediyeler alır. Partiye personelden biri gecikecek olsa, başlatmaz. "Biz bir aileyiz, herkes gelsin öyle başlayalım." der.

DİLEK HAYIRLI
28/02/2010
Zaman Gazetesi.